Ana Sayfa    :::     Ozon Klinik    :::    Medikal Ozon    :::    Ozon Nedir?    :::   İletişim

Gürsu Mah. 337 Sk. Özgürkaya Apt. No: 30/2 Antalya - Tel: 0242 228 80 10 - info@ozonklinik.com

    
Medikal Ozon
CİLT HASTALIKLARI VE OZONTERAPİ

Ozon’un başlıca iyileştirici özelliklerini dikkate aldığımızda, dermatoloji’nin en uygun uygulama alanlarından biri olduğunu söyleyebiliriz.Ozon tedavisi bugün ilaçlarla giderilemeyen veya kronik hal almış bir çok cilt hastalığında oldukça etkin bir tedavi metodu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ozonterapinin, bakteri, virüs ve mantar öldürücü etkileri yanı sıra,mikro dolaşımı düzenleyici, antienflamatuar ve bagışıklık sistemi düzenleyicisi etkileri onu dermatolojik alanda çok değerli bir araç haline getirmiştir.Ozon, egzema ,çeşitli kaşıntılı dermatitler ,herpes ve zona enfeksiyonları, piyoderma,akne, mantar enfeksiyonları,ciltteki tüm iyileşmeyen yaralar ve yanıklar, gibi bir çok hastalığı tedavi edebildiği gibi, selülit giderimi, bazı cilt lekelerinin tedavisi,cilt gerginliğinin artması,vücut kokularının giderilmesi ve daha temiz, yumuşak ve pürüzsüz bir çilt için kozmetik amaçlıda kullanılır.Ozonun ciltten emilimi çok kolay ve hızlıdır.Deri hücrelerine nüfuz eden ozon sayesinde dokuların kendini yenilemesi ve iyileşmesi hızlanır.Deri hastalıklarında genellikle bir torba içinde lokal gaz uygulaması yada tüm vucut için sauna yöntemi kullanılır.Gerekli görülen durumlarda majör veya minör ozonterapi de tedaviye katılır. Ozonterapi’nin bir çok ,özelliklede kronik hal almış cilt hastalıklarındaki şaşırtıcı başarısı,basit ve güvenli uygulanabilirliği,uygun maliyetli bir tedavi oluşu nedeniyle gelecekte daha çok kullanılan bir tedavi metodu olacağından eminiz.

GEÇMİŞİN BUGÜNÜN VE GELECEĞİN TEDAVİSİ ; OZONTERAPİ
Ozon,1840 da alman kimyacı C.F.schönbein tarafından keşfedilişinden bu yana 167 yıldır insanlığın hizmetinde. Geniş çaplı olarak, ilk defa 1. dünya savaşında yaralıların iyileştirilmesinde kullanıldı.Fakat sadece lokal olarak uygulanabiliyordu.Konuyla ilgilenen doktorların çabaları sayesinde 1960 larda vücut içine verilebilmesine olanak sağlayan düzenekler geliştirildi ve bundan sonra ozon konusundaki araştırmalar hız kazandı ve ozonun çok geniş bir terapotik aralığa sahip olduğu ortaya çıkarıldı.Fakat bu çalışmaların ilaç piyasası için ciddi bir tehdit olduğunu(eğer ozon yaygın olarak kullanılabilseydi dünyada kullanılan ilaç miktarı yarıdan aza iner) fark eden büyük ilaç firmaları ve çoğunlukla bunların üst düzey yetkililerinin oluşturduğu FDA denen kurumun başını çektiği kuruluşlar,geçmişte ozon çalışmalarını yasaklamaya çalıştılar.Bazı araştırmacı doktorlar tehditler aldılar ve hapis yattılar.Sanıyorum, bu bilgiler,”peki madem ki ozon tedavisi bu kadar etkin, neden gerektiği kadar yaygın değil ve daha yeni duyuyoruz” diyenlere bir cevap olabilir. Buna birde ortodox(günümüzün modern batı tıbbı) tıbbın kendinden olmayanı yok sayan katı yaklaşımını da eklemeliyiz.Halbuki aslında ozon tedavisi modern tıpla iç içe’dir ,aynı temellere sahiptir ve terapötik etkinliği bazı hastalıklarda, klasik ilaç tedavilerinin çok üstünde yarar sağlamaktadır.Özellikle kronik veya klasik ilaç tedavileriyle yarar bulamamış olan hastaların tedavilerinde oldukça etkindir.Çok doktor dolaştıktan sonra, tesadüfen duyan ve tedaviyi alanların çoğu, iyileşmeyeceğini sandıkları hastalığının hızla iyileşmesi karşısında şaşkınlığa düşebilirler.Çünkü ozon tedavisi hücresel düzeyde bozulmuş olan dengeyi sağlayarak hastalığa neden olan faktörleri ortadan kaldırır ve bir çok hastalığı aynı anda temelinden tedavi eder.Tabii ki, bu özelliklere sahip bir tedavi edici araç, aynı zamanda ultrapreventif(yüksek etkinliktre hastalıklardan koruyucu)özelliktedir.Ozon tedavisi ile ilk karşılaştığımda, iyileştirici etkilerinin bu kadar çok yönlü olması karşısında, 16 yıllık bir doktor olarak ,böyle bir önemli tedavi aracından nasıl olupta haberdar olmadığımıza şaşırdım.Üstelik ,ozon doğru kişilerce kullanıldığında yan etki oranı sıfırdı.
Neyse ki ,son yıllarda dünyanın her yanında yapılan yoğun klinik araştırmalarla, etki mekanizmaları daha çok anlaşılan ozon, tıp hizmetinde daha çok yer almaya başladı.Araştırdıkça daha çok hastalıkta başarıyla kullanılabileceği ortaya çıktı.Ozon tedavisi bugün ,ana tedavi olarak kullanıldığı gibi,başka tedavilere yardımcı olarak 300’e yakın hastalıkta kulanılmaktadır.Ayrıca ,sağlıklı insanlar için dünyadaki en etkili anti aging yöntemi olarak kabul görmektedir.Yakın gelecekte daha çok doktor ve hasta bu konuda bilgilenip değerini anladıkça ozon’u daha çok duymaya ve kullanmaya başlayacağız.

KANSERİN ÖNLENMESİ VE TEDAVİSİNDE OKSİJENİN ÖNEMİ VE OZON TEDAVİSİ

İnsanlar bir çok nedenden dolayı oksijen yetersizliği çekebiliyor.Örneğin uzun süre hava kirliliğine maruz kalma,sigara içme,hareketsiz yaşam,stres,akciğer ve kalp damar hastalıkları,uygunsuz gıdalar,derin nefes alamamak ve yetersiz egzersiz gibi.
İki Nobel ödülü sahibi Dr. Otto Warburg kendisine Nobel ödülü getiren çaışmasında kanserin temel nedeni olarak oksijensiz yaşamı gösteriyor.Dr. Warburg”a göre vucuttaki onkojenler,stres,kirlilik ve radyasyonun yanında,oksijensizlik gibi faktörlerle de birleşerek kanseri başlatabiliyor.Yani hücresel oksijen yetersizliği,kansere yol açtığı düşünülen önemli bir faktör. Dr. Warburg, o zaman şöyle bir ifade kullanmıştı; kanserin tek ve nihai nedeni “anaerobiozis “tir..yani oksijensiz yaşamdır.Normal hücreler oksijene gereksinim duyarlar,fakat kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir.Dr. Warburg herhangi bir embriyodan alınman normal hücrelerin labrotuar tüpünde oksijensiz yaşamaya zorlandıklarında kanser hücrelerinin özelliklerini almaya başaladığını gösterdi.Hücreler oksijenden mahrum bırakılınca,en ilkel dönemlerine geri dönebiliyor ve enerjilerini normal bitki ve hayvanların yaptığı gibi oksijenden değil bunun yerine şekerin fermantasyonundan alarak glikoz reaksiyonlarına girebiliyordu.Kanser hücxrelerinin çok hızlı üremeleri çok yüksek miktarda glikoz kullanımını gerektiriyor ve glikozu laktik asit e dönüştürüyor.Bedenin asitlik derecesi yükseldikçe,hücrelerin oksijen kullanmaları daha da zorlaşıyor.Kanserli hücreler sağlıklı hücrelere göre 10 kat daha fazla laktik asit içerebiliyor.Yine aynı oksijen yetersizliği teorisine göre kanser hücreleri oksijen yönünden zengin bir ortamda varlıklarını sürdüremediğinden,yeterli oksijen sağlanırsa,bu uygunsuz glikoz fermentasyonunun durduğu,tümör dokusunun beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit edilmiştir.
Oksijen eksikliği kanserin yayılmasını da kolaylaştırıyor.İsveçli bilim adamları,oksijen eksikliğinin,kanserli hücrelerin primer(anakaynak) tümörden ayrılıp başka yerlere yerleşmesine neden olduğunu tespit ettiler.Kanda hücrelerde ve dokuda, hipoksi(oksijen eksikliği) durumunda CXCR4 geninin aktif hale geldiğini saptadılar.Bu genin aktif hale gelmesinin kanserli hücrelerin başka organlara da taşınmasının kolaylaştırdığını belirleyen bilim adamları,hücrelerin anakaynak tümördeki oksijen eksikliğinden kaçmaya çalıştıklarını göstermişlerdir,
Bu bilimsel çalışmalardan sonra kanserin tedavisi ve önlenmesinde oksijenin önemi anlaşılmış ve ozon(süperoksijen))tedavisi önem kazanmıştır.Süperaktif bir oksijen atomuna sahip olan ozon gazı hücrelerdeki oksijen uyumunu geliştirir ve oksijen dengesini sağlayarak hem kanserin gelişimini önler hemde,tümörün oluşturduğu doku tahribatının tamirini ve iyileşmesini hızlandırır.

OZONTERAPİ ve ANTI AGING
Yaşlanmaya karşı yapılacak çok şey var elbette.Fakat bunların en önemlilerinden biri ozonterapidir.Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler.Bu yöntemin hedefi uzun yıllar gençlik enerjisini korumak,dinç kalmak ve hastalıklara karşı direnç oluşturmaktır..Ozonterapi sayesinde oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımı sağlanır,hücre yenilenmesi artar,bağışıklık sistemi ve vücutta yaşlanmayı sağlayan serbest radikallere karşı, vücudun antioksidan sistemi harekete geçirilir.Güçlü bir antioksidan sisteme sahip olmak oksijene e bağımlı yaşamlar için en temel gereksinimdir.Serbest radikallerin beyin fonksiyonlarını yavaşlatıcı etkisi en iyi ozonterapi ile giderilebilmektedir.
Hücrelerimizde tıpkı insanlar gibi solunum yaparlar.bunun için hücre seviyesinde oksijen moleküllerinin bulunması şarttır.Yaşlılık ve buna bağlı damar sertliği durumlarında uzun süredir yeterince oksijenlenemeyen hücreler ve dokular ozonterapi den sonra artık fonksiyonlarını daha yüksek oranda gerçekleştirebilirler.Ozon tedavisi alan kişilerde genel bir iyilik hali olur ve kendilerini yenilenmiş hissederler.Ozonterapinin ,ayrıca beyin kan dolaşımına olumlu etkisi nedeniyle,fizik kapasitede azalma,yürüme güçlüğü,baş dönmesi,yorgunluk, hafıza zayıflığı gibi durumlarda hızla düzelmeler görülür.Ozonterapi uygulanan kişilerde yaşlanmayı önleyici etkilerin yanı sıra yaşam kalitesinin de arttığı bilinmektedir.

   
   

DEUTSCH >>>   Startseite    :::     Die Ozonklinik    :::    Medizinisches Ozon   :::    Was ist Ozon ?     :::   Kontakt

Web Sitesi Tasarım & Hosting : Antalya Tasarım Grubu