|
|
|
|
Medikal Ozon |
|
|
|
CİLT
HASTALIKLARI VE OZONTERAPİ |
|
Ozon’un başlıca iyileştirici özelliklerini dikkate
aldığımızda, dermatoloji’nin en uygun uygulama alanlarından
biri olduğunu söyleyebiliriz.Ozon tedavisi bugün ilaçlarla
giderilemeyen veya kronik hal almış bir çok cilt
hastalığında oldukça etkin bir tedavi metodu olarak
karşımıza çıkmaktadır. Ozonterapinin, bakteri, virüs ve
mantar öldürücü etkileri yanı sıra,mikro dolaşımı
düzenleyici, antienflamatuar ve bagışıklık sistemi
düzenleyicisi etkileri onu dermatolojik alanda çok değerli
bir araç haline getirmiştir.Ozon, egzema ,çeşitli kaşıntılı
dermatitler ,herpes ve zona enfeksiyonları, piyoderma,akne,
mantar enfeksiyonları,ciltteki tüm iyileşmeyen yaralar ve
yanıklar, gibi bir çok hastalığı tedavi edebildiği gibi,
selülit giderimi, bazı cilt lekelerinin tedavisi,cilt
gerginliğinin artması,vücut kokularının giderilmesi ve daha
temiz, yumuşak ve pürüzsüz bir çilt için kozmetik amaçlıda
kullanılır.Ozonun ciltten emilimi çok kolay ve hızlıdır.Deri
hücrelerine nüfuz eden ozon sayesinde dokuların kendini
yenilemesi ve iyileşmesi hızlanır.Deri hastalıklarında
genellikle bir torba içinde lokal gaz uygulaması yada tüm
vucut için sauna yöntemi kullanılır.Gerekli görülen
durumlarda majör veya minör ozonterapi de tedaviye katılır.
Ozonterapi’nin bir çok ,özelliklede kronik hal almış cilt
hastalıklarındaki şaşırtıcı başarısı,basit ve güvenli
uygulanabilirliği,uygun maliyetli bir tedavi oluşu nedeniyle
gelecekte daha çok kullanılan bir tedavi metodu olacağından
eminiz. |
 |
|
GEÇMİŞİN BUGÜNÜN VE GELECEĞİN TEDAVİSİ ; OZONTERAPİ |
Ozon,1840 da alman kimyacı C.F.schönbein tarafından
keşfedilişinden bu yana 167 yıldır insanlığın hizmetinde.
Geniş çaplı olarak, ilk defa 1. dünya savaşında yaralıların
iyileştirilmesinde kullanıldı.Fakat sadece lokal olarak
uygulanabiliyordu.Konuyla ilgilenen doktorların çabaları
sayesinde 1960 larda vücut içine verilebilmesine olanak
sağlayan düzenekler geliştirildi ve bundan sonra ozon
konusundaki araştırmalar hız kazandı ve ozonun çok geniş bir
terapotik aralığa sahip olduğu ortaya çıkarıldı.Fakat bu
çalışmaların ilaç piyasası için ciddi bir tehdit
olduğunu(eğer ozon yaygın olarak kullanılabilseydi dünyada
kullanılan ilaç miktarı yarıdan aza iner) fark eden büyük
ilaç firmaları ve çoğunlukla bunların üst düzey
yetkililerinin oluşturduğu FDA denen kurumun başını çektiği
kuruluşlar,geçmişte ozon çalışmalarını yasaklamaya
çalıştılar.Bazı araştırmacı doktorlar tehditler aldılar ve
hapis yattılar.Sanıyorum, bu bilgiler,”peki madem ki ozon
tedavisi bu kadar etkin, neden gerektiği kadar yaygın değil
ve daha yeni duyuyoruz” diyenlere bir cevap olabilir. Buna
birde ortodox(günümüzün modern batı tıbbı) tıbbın kendinden
olmayanı yok sayan katı yaklaşımını da eklemeliyiz.Halbuki
aslında ozon tedavisi modern tıpla iç içe’dir ,aynı
temellere sahiptir ve terapötik etkinliği bazı
hastalıklarda, klasik ilaç tedavilerinin çok üstünde yarar
sağlamaktadır.Özellikle kronik veya klasik ilaç
tedavileriyle yarar bulamamış olan hastaların tedavilerinde
oldukça etkindir.Çok doktor dolaştıktan sonra, tesadüfen
duyan ve tedaviyi alanların çoğu, iyileşmeyeceğini
sandıkları hastalığının hızla iyileşmesi karşısında
şaşkınlığa düşebilirler.Çünkü ozon tedavisi hücresel düzeyde
bozulmuş olan dengeyi sağlayarak hastalığa neden olan
faktörleri ortadan kaldırır ve bir çok hastalığı aynı anda
temelinden tedavi eder.Tabii ki, bu özelliklere sahip bir
tedavi edici araç, aynı zamanda ultrapreventif(yüksek
etkinliktre hastalıklardan koruyucu)özelliktedir.Ozon
tedavisi ile ilk karşılaştığımda, iyileştirici etkilerinin
bu kadar çok yönlü olması karşısında, 16 yıllık bir doktor
olarak ,böyle bir önemli tedavi aracından nasıl olupta
haberdar olmadığımıza şaşırdım.Üstelik ,ozon doğru kişilerce
kullanıldığında yan etki oranı sıfırdı.
Neyse ki ,son yıllarda dünyanın her yanında yapılan yoğun
klinik araştırmalarla, etki mekanizmaları daha çok anlaşılan
ozon, tıp hizmetinde daha çok yer almaya
başladı.Araştırdıkça daha çok hastalıkta başarıyla
kullanılabileceği ortaya çıktı.Ozon tedavisi bugün ,ana
tedavi olarak kullanıldığı gibi,başka tedavilere yardımcı
olarak 300’e yakın hastalıkta kulanılmaktadır.Ayrıca
,sağlıklı insanlar için dünyadaki en etkili anti aging
yöntemi olarak kabul görmektedir.Yakın gelecekte daha çok
doktor ve hasta bu konuda bilgilenip değerini anladıkça
ozon’u daha çok duymaya ve kullanmaya başlayacağız. |
 |
|
KANSERİN ÖNLENMESİ VE TEDAVİSİNDE OKSİJENİN ÖNEMİ VE OZON
TEDAVİSİ |
İnsanlar bir çok nedenden dolayı oksijen yetersizliği
çekebiliyor.Örneğin uzun süre hava kirliliğine maruz
kalma,sigara içme,hareketsiz yaşam,stres,akciğer ve kalp
damar hastalıkları,uygunsuz gıdalar,derin nefes alamamak ve
yetersiz egzersiz gibi.
İki Nobel ödülü sahibi Dr. Otto Warburg kendisine Nobel
ödülü getiren çaışmasında kanserin temel nedeni olarak
oksijensiz yaşamı gösteriyor.Dr. Warburg”a göre vucuttaki
onkojenler,stres,kirlilik ve radyasyonun
yanında,oksijensizlik gibi faktörlerle de birleşerek kanseri
başlatabiliyor.Yani hücresel oksijen yetersizliği,kansere
yol açtığı düşünülen önemli bir faktör. Dr. Warburg, o zaman
şöyle bir ifade kullanmıştı; kanserin tek ve nihai nedeni
“anaerobiozis “tir..yani oksijensiz yaşamdır.Normal hücreler
oksijene gereksinim duyarlar,fakat kanser hücreleri
oksijensiz yaşayabilir.Dr. Warburg herhangi bir embriyodan
alınman normal hücrelerin labrotuar tüpünde oksijensiz
yaşamaya zorlandıklarında kanser hücrelerinin özelliklerini
almaya başaladığını gösterdi.Hücreler oksijenden mahrum
bırakılınca,en ilkel dönemlerine geri dönebiliyor ve
enerjilerini normal bitki ve hayvanların yaptığı gibi
oksijenden değil bunun yerine şekerin fermantasyonundan
alarak glikoz reaksiyonlarına girebiliyordu.Kanser
hücxrelerinin çok hızlı üremeleri çok yüksek miktarda glikoz
kullanımını gerektiriyor ve glikozu laktik asit e
dönüştürüyor.Bedenin asitlik derecesi yükseldikçe,hücrelerin
oksijen kullanmaları daha da zorlaşıyor.Kanserli hücreler
sağlıklı hücrelere göre 10 kat daha fazla laktik asit
içerebiliyor.Yine aynı oksijen yetersizliği teorisine göre
kanser hücreleri oksijen yönünden zengin bir ortamda
varlıklarını sürdüremediğinden,yeterli oksijen sağlanırsa,bu
uygunsuz glikoz fermentasyonunun durduğu,tümör dokusunun
beslenmesinin bozulduğu ve tümör hücrelerinin öldüğü tespit
edilmiştir.
Oksijen eksikliği kanserin yayılmasını da
kolaylaştırıyor.İsveçli bilim adamları,oksijen
eksikliğinin,kanserli hücrelerin primer(anakaynak) tümörden
ayrılıp başka yerlere yerleşmesine neden olduğunu tespit
ettiler.Kanda hücrelerde ve dokuda, hipoksi(oksijen
eksikliği) durumunda CXCR4 geninin aktif hale geldiğini
saptadılar.Bu genin aktif hale gelmesinin kanserli
hücrelerin başka organlara da taşınmasının kolaylaştırdığını
belirleyen bilim adamları,hücrelerin anakaynak tümördeki
oksijen eksikliğinden kaçmaya çalıştıklarını
göstermişlerdir,
Bu bilimsel çalışmalardan sonra kanserin tedavisi ve
önlenmesinde oksijenin önemi anlaşılmış ve ozon(süperoksijen))tedavisi
önem kazanmıştır.Süperaktif bir oksijen atomuna sahip olan
ozon gazı hücrelerdeki oksijen uyumunu geliştirir ve oksijen
dengesini sağlayarak hem kanserin gelişimini önler hemde,tümörün
oluşturduğu doku tahribatının tamirini ve iyileşmesini
hızlandırır. |
 |
|
OZONTERAPİ ve ANTI AGING |
Yaşlanmaya karşı
yapılacak çok şey var elbette.Fakat bunların en
önemlilerinden biri ozonterapidir.Yaşlı kişiler ozon
tedavisine oldukça iyi yanıt verirler.Bu yöntemin hedefi
uzun yıllar gençlik enerjisini korumak,dinç kalmak ve
hastalıklara karşı direnç oluşturmaktır..Ozonterapi
sayesinde oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımı
sağlanır,hücre yenilenmesi artar,bağışıklık sistemi ve
vücutta yaşlanmayı sağlayan serbest radikallere karşı,
vücudun antioksidan sistemi harekete geçirilir.Güçlü bir
antioksidan sisteme sahip olmak oksijene e bağımlı yaşamlar
için en temel gereksinimdir.Serbest radikallerin beyin
fonksiyonlarını yavaşlatıcı etkisi en iyi ozonterapi ile
giderilebilmektedir.
Hücrelerimizde tıpkı insanlar gibi solunum yaparlar.bunun
için hücre seviyesinde oksijen moleküllerinin bulunması
şarttır.Yaşlılık ve buna bağlı damar sertliği durumlarında
uzun süredir yeterince oksijenlenemeyen hücreler ve dokular
ozonterapi den sonra artık fonksiyonlarını daha yüksek
oranda gerçekleştirebilirler.Ozon tedavisi alan kişilerde
genel bir iyilik hali olur ve kendilerini yenilenmiş
hissederler.Ozonterapinin ,ayrıca beyin kan dolaşımına
olumlu etkisi nedeniyle,fizik kapasitede azalma,yürüme
güçlüğü,baş dönmesi,yorgunluk, hafıza zayıflığı gibi
durumlarda hızla düzelmeler görülür.Ozonterapi uygulanan
kişilerde yaşlanmayı önleyici etkilerin yanı sıra yaşam
kalitesinin de arttığı bilinmektedir. |
 |
| |
|
| |
|
DEUTSCH >>>
Startseite
:::
Die Ozonklinik ::: Medizinisches
Ozon ::: Was
ist Ozon ? ::: Kontakt
Web Sitesi Tasarım & Hosting : Antalya Tasarım
Grubu |